Geleneksel Türk Tiyatrosu

Geleneksel Türk Tiyatrosu Tarihsel Süreci

Tiyatro kelimesi dilimize, Yunanca kökenli “theatron” kelimesinden geçmiştir. Kelimenin anlamı “seyirlik yeri” olarak türetilmiştir. Sanılanın aksine Türk Tiyatrosu çok eskilere dayanmaktadır. Tiyatro, tarihimize Anadolu’ya gelmemizle birlikte ve İstanbul’un işgaliyle hayatımıza girdiği net bir şekilde bilinse de yazının bulunmadığı karanlık dönemlerde de törenler ile çeşitli gösteriler yapıldığı biliniyor.
Geleneksel Türk Tiyatrosu ’nun diğer bir karşılığına da aslında Halk Tiyatrosu denmektedir. Halk Tiyatrosu, metinsiz sahnesiz bir tiyatro olup, daha çok kentlerde gelişen bir gelenektir.
Bu bize özgü ve korunmuş Geleneksel Türk Tiyatrosu ‘nun içerinde :
• Karagöz ve Hacivat
• Köy seyirlik oyunları
• Orta oyunu
• Hokkabazlık
• Meddah
• Kukla
gibi oyunlar yer almaktadır.

Bu dönemde Geleneksel Türk Tiyatrolarında kelime kökeni Farsçadan gelen “zenne” adı verilen oyuncular yer almaktadırlar. Zenne, kadın giysileri giyip kadın rolünü yapan erkek oyunculara denir. Bu dönemde kadın oyuncuların sahneye çıkması yasaktı ve onun oynaması gereken bir rolü erkek oyuncu kadın kılığına girip oyunu oynardı. Genellikle Orta Oyununda olan bu durum daha sonraki yıllar değişmektedir.

Karagöz ve Hacivat

Günümüzden bu yana Geleneksel Türk Tiyatrosu ‘nda önemli bir yere sahip olan ve Dünya Somut Olmayan Kültürel Miras Listesinde yer alan, iki boyutlu tasvirlerle yapılan bir çeşit taklit ve gölge oyunudur. Perdenin arka kısmında Karagöz oynatıcısına “hayalbaz” ya da “kurgusal” denmektedir. Yardımcısına ise “ çırak, yardak ya da dayrezen ” denmektedir. Karagözün oynatıldığı beyaz perdeye de “ayna” adı verilmektedir.
Karagöz oyunu 4 bölümden oluşmaktadır:
I. Mukaddime : Hacivat’ın semai söyleyerek perdeye geldiği, perde gazelini okuduktan sonra Karagöz’ü çağırdığı ve Karagöz’le Hacivat’ın kavga ettikleri giriş bölümü yani kısaca başlangıç bölümüdür.
II. Muhavere : Bu bölümde Karagöz ve Hacivat’ın kişilik özellikleri ve karşıtlıkları vurgulanır. Diyalog, söyleşi bölümü de denilebilir.
III. Fasıl (oyun) : bölüme diğer karakterler burada girer ve asıl hikaye burada anlatılır. Bölümün sonunda diğer karakterler çıkar ve sadece karagöz ile Hacivat kalır.
IV. Bitiş (Final – Epilog): oyunu sonunun geldiği anlaşıldığı ve Karagöz ile Hacivat’ın oyundaki espriler ve yanlış anlamalardan dolayı seyirciden özür dilediği bölümdür.

Karagöz Oyunu Karakterleri

Oyunun başkahramanları Karagöz ve Hacivat’tır. Karagöz, okumamış, cesur ve hazır cevap veren bir halk adamıdır. Hacivat ise Karagöz’ün aksine daha iyi eğitim görmüş, kurnaz, her konuda bilgisi olan içten pazarlıklı bir adamdır.
Karagöz ve Hacivat dışında yer alan diğer tipler: Tuzsuz, Çelebi, Matiz, Tiryaki, Beberuhi, Arnavut, Yahudi, Rum, Acem, Arap, Kürt, Laz, Kastamonulu, Kayserili, Rumelili, Anadolulu, Efe, Zeybek, Zenneler ile oyunun konusuna göre eklenen farklı tiplerdir.

Meddah

Meddahlık daha çok bir şehir sanatıdır. Meddah, methedici yani övücü demektir. Meddah oyunu tek bir oyuncunun bulunduğu ve o oyuncunun çeşitli kılıklara bürünerek anlattığı hikayelerden oluşur. Olayı seyircilerin onu rahatça görebileceği yüksek yerlere çıkarak yapar. Gösterilerini ise daha çok kahvehanelerde ve saray önlerinde yapmışlardır.

Meddahlık sadece Türkiye’ye özgü değildir. Doğu ve İslam ülkelerinde de yaygın olarak görülmüştür. Araplar meddaha “Kassas” , İranlılar ise “Kıssahan” demişlerdir.

Meddah sözlü anlatı türü yani hikaye anlatımı olduğu için bu özelliğiyle Karagözden ve Orta Oyunundan ayrılıyor ve Meddah onlar gibi sadece güldürü amaçlayan tiyatro çeşidi değildir.

Orta Oyunu

Oyunun başkahramanları “Pişekar” ve “Kavuklu” dur. Bir çok yönüyle Karagöz oyununa benzer. Orta Oyun, adını canlandırıldığı oyun alanından almaktadır. Üstüne çıkıp oyununu sergiledi yüksek bir yer vardır ve etrafı insanlarla çevrilidir. Ortaoyunu, karagözün perdeden yere inmiş hali olarak da tanımlanır. Orta oyunu doğaçlama oynanan bir oyundur. Aslında Kavuklu, Karagöz oyunundaki Karagöz’ün karşıl

ğı, Pişekar ise Hacivat’ın karşılığıdır.

Köy Seyirlik Oyunları

Köy seyirlik oyununun tarihsel süreci çok eskilere dayanır. İslamiyet dönemden günümüze kadar gelen bir kültür mirasıdır. Köy seyirlik oyunları doğduğu yerden bu yana yaşadığı toplumun kültürünü her zaman taşımıştır.

Köy seyirlik oyunları, taklit ve canlandıraya dayandığı için dramatik bir türdür. Bu tiyatronun oyuncu ve seyirci ekibi köyün içinde birlikte bulunmakta, makyaj, kostüm ve oyunun kurgusu doğaçlama olarak oyun çıkarılırken gerçekleşmektedir. Bu durumda doğaçlama yaparken orta çıkan oyun bulunduğu yerin kültürünü de içinde barındırmış oluyor.

2 comments

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir